#4. Siz de Hale Etkisine Kapılanlardan mısınız?

Bazı markalara neden bu kadar çok güveniriz? Çok yüksek ücretler ödememize ve hatta eş değerde hizmet vermelerine rağmen, neden A firmasını değil de B firmasını tercih ederiz? Birini, sadece tek bir huyundan dolayı bize yaşattığı onca soruna rağmen, neden yaptıklarını görmemezlikten gelir, hafife alırız? Aklımızda deli sorular, cevaplarıysa bu yazıda!

Bilinçaltımız her saniye dışarıdan uyaranlarla işgal altındadır. Bu uyaranların bir kısmı tesadüfen oluşur ve kimsenin bir tasarrufu yoktur. Oysa, daha büyük oranda, ciddi şekilde tasarlanmış bazı etkilerde hayatımızın içerisindedir.

Çevremizdeki bazı markalar yeri gelir, bize bizden daha yakın hale gelir. Kayıtsız şartsız güveniriz. Örneğin, uzun süredir Türkiye’de ev tüketim araçları satan bir firmayı inceleyelim. Çok büyük bir iddia ile yola çıkmış bir marka. İddiası firmanın neredeyse kimliği haline gelmiş. Size dayanıklı ürün ürettiğini, alsanız evladiyelik kullanacağınızı söylüyor. Reklamlarında boy boy bu yazılar var. Her yerde ben varım, uluslararasıyım diyor. Peki öyleyse, neden bu kadar çok teknik servisi var? Bakıyoruz ki, Türkiye’de en çok tamir gören marka. Nasıl oluyor da insanlar halen bu ürünü alma konusunda bu kadar inatçı. Cevabı aslında çok basit; “Hale Etkisi”

İnsanlar bir ürüne ya da kişiye belli bir anlam yükler. Bu yüklediği anlam, ondan karşılamak istediği beklentilerdir. Hiçbirimiz, bir ev eşyası aldığımızda, sadece bir sene kullandıktan sonra tamirci peşinde koşturmak için onlarca para ödemeyiz. Temelde aradığımız şey, sağlam ve işlevsel olmasıdır. Marka yöneticileri de bu temel algıya oynar ve size duymak istediğiniz şeyi söyler: “Dayanıklıyız ve kesinlikle paranızın hakkını veririz.” Etrafta devamlı bu dayanıklılık hikayesini okur ve işitirsiniz. Toplumsal kanıt kısmı tamam, geriye hale etkisinin yaratılması kalır. İstekleriniz ile dışarıdan verilen mesaj inandırıcılık istasyonunda buluşunca, bilinçaltınız artık bu markayı sorgusuz olarak onaylar. Artık B markası sizin için dayanıklılık ve güveni anlatır. Belki kaba görünüşü, aşırı enerji harcayışı sizin için pek anlam teşkil etmez, hatta es-geçilebilir bir yandır. Birkaç ay sonra arızalanır, hatayı kendinizde ararsınız. Çok ciddiyim, kendini suçlayıp, üründe zerre mühendislik hatası olmadığını kabul eden çok sayıda tüketici vardır. Hatta servis yetkilileri bu tüketicilerin yüzlerine öyle bir bakar ki, tüketici neredeyse bu nadide makinayı bozduğu için servisten özür diler duruma gerir. İşte bundan dolayı çok güvendiğiniz markaların garanti sözleşmelerinde neredeyse her şey müşteri hatası olarak yazılır. Söz gelimi, voltaj dalgalanması tüketici sorumluluğundadır. El hareketi algılayan televizyon yapacaklarına neden voltajı kendi ayarlayan bir sistem yerleştirmezler ve bunu garanti içine almazlar? Çünkü bu markalar dayanıklıdır, en az sizin siniriniz kadar…

Uyanmak lazım. Bu marka fanatizminin sebebi ,sizleri ele geçirmiş olmaları. Sizi kıskaç halinde sarmalarlar. Birisinin çok iyi çekmesi ay sonundaki “sorma geç ücretleri”ne katlanmanız anlamına gelmez. Bir diğeri o kadar çok seçenek sunar, kendinizi özgür hissedersiniz ancak; ne kadar çok seçenek varsa size o kadar çok ürün ve kontrat satarlar. Beğenmezsiniz, çıkarken cezai yaptırımda bulunurlar. Neden? Ayrıca, bir hizmeti ucuz olarak sağlamak bütçeye dost gibi gözükebilir, ancak sesimi karşı tarafa gönderemiyorsam, bana ne yararı var ki? Gerçek olan şudur ki; teknoloji çağında muhakkak bir cep telefonu kullanacaksınız ve siz de, o arada kalan tüketicilerdenseniz sürekli gezdiğiniz operatörler sizden, bu gezinti durumunuzdan ötürü ücretler kesecektir; siz hiç farkına varmasanız da…

Hale etkisi, bu tüm örneklerden de anlaşılacağı üzere, sadece bize göre iyi olarak adlettiğimiz bir özelliğine kapılıp, sol cebimizden paramızı, akıl sağlığımızı çalan bir aldanma durumudur. Sadece bir seçenekte durmak ne kadar yanlışsa birçok seçeneği tutarsız şekilde seçmekte o kadar doğru değildir. En mantıklısı, gerçekliklerinizle uyumlu, rasyonel olan kararlar almak. Markaların ya da kişilerin öne sürdükleri sıfatlarının haricinde bunun uygulamada da aynısı olup olmadığını iyi kestirmek gerekir. Her zaman pahalı olan kaliteli olmayacağı gibi, kalbinizi yerinden çıkartan kişiler de hikayenin doğru karakteri olmayabilir…

Share

Leave a Comment