#10. Geleceğe Dönüşte İnecek Var!

İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? İlk kez ne zaman el ele tutuşmuştunuz?

Sizi daha da utandırayım; ilk kez ne zaman seni seviyorum dediniz?

İlkler kolay kolay unutulmaz. Hepimizin hayatında muhakkak bir ilk vardır. O kadar derinden hisler duyarsınız ki, sanki o anı tekrar hatırlarsınız. Duyduklarınızı duyar, gördüklerinizi görürsünüz. Görsel beyniniz o hatıraları inanılmaz bir şekilde işler. Hissettiğiniz duygulardan nasibini almamış tek bir sinir kökü bile kalmaz. Nasıl da etkilidir ilk deneyimler, değil mi?

Gerçekten çok etkilidir ve ne yazık ki, bir o kadar da tehlikelidir. Halbuki, ne güzel gidiyordu yazı, nasıl buraya bağladım, merak ediyorsunuz.

Benim kuşağım “Geleceğe Dönüş” serisiyle büyüdü. Ne de güzel bir seriydi. McFly ve Dr. Brown o muhteşem arabalarıyla o yıl senin bu yıl benim dolaşıp durdular. Aslında hikaye McFly’ın yanlışlıkla 30 sene geçmişe giderek anne ve babasının tanışmasını engellemesiyle başlamıştı. Olmasını engellediği şeyler kadar olmasına sebep olduğu durumlarda geleceğini etkileyecekti. Bir şeyleri devamlı değiştirmeye çalışmak ne de zormuş, bu filmden öğrendik. Ancak McFly şanslı bir çocuktu. Bir akıl hocası vardı; Dr. Brown.

Aklımıza gelebilecek her türlü ilk izlenim aslında başımızdan geçen izlenimler ve çevremizden aldığımız veriler sonucu oluşur. Bu iki olmazsa olmaz, sağlıklı bir izlenimin temel yapısını oluşturur.

Çevrenize şöyle bir bakın. Bazı izlenimleri çok güçlü bulmayabilirsiniz. Çünkü deneyimlenmemiş izlenimlerin temeli çürüktür. Her zaman çevreden alınan konfürmasyon da yeterli değildir. Çevresel konfürmasyon egonuzla çatışır ve kendinize olan güveniniz sarsılır. Bu da kendi içinizde çelişkilere sebep olur. Uzun lafın kısası; tecrübe etmek ve çevresel konfürmasyon dengede olmalıdır.

Bu denge durumunun yarattığı bir de dengesiz bir durum var; ya kendinizce tecrübe ettiğiniz şey negatif ucu ağır basan bir ön yargıysa? Üstelik bu ön yargı çevresel konfürmasyondan da geçmişse…

Örneğin, Türkiye’den çıkıp yabancı bir ülkenin topraklarına adım attığınızda birçok kötü muameleye maruz kalındığı hakkında efsaneler dolanır etrafta. Özellikle bunu incelemek üzere yurtdışına gidip geldiğim zamanlarda gözlemde bulundum. Uçağı beklerken sohbet ettiğim Türklerin onda dokuzu kendilerine kaba davranıldığından bahsetti. İlk kez ne zaman böyle bir şeyle karşılaştıklarını sorduğumda çoğu kez duraksadılar. Oysa hafızamız negatif yaşanmışları kaydetmede oldukça başarılıdır, özellikle Türkiye’de yaşayan insanlar için bu çocuk oyuncağı.

Bunu ne sıklıkla yaşadıklarını sorduğumda, her uçuşlarında aynı şeyi yaşadıklarını söylediler – ki bu oldukça irrasyonel bir açıklamaydı.-

Bir keresinde JFK havaalanında en arkada bekleyerek gümrük görevlisiyle insanların davranışlarını izledim. Güvenlik görevlileri herkese ortalama bir yaklaşımda bulunuyordu. Bazı kişileri biraz daha inceliyorlardı. Genelde o kişilerin yüzlerinde bir gerginlik oluyordu.

Tam bir “psikolojik sarmal sistem” söz konusu. Muhakkak birimiz bir güvenlik görevlisi tarafından ters bir davranışa maruz kalmışızdır. Bu yaşanılmış tecrübeyi başka birisine bulaştırma konusunda oldukça iştahlıyız. Aynı şey güvenlik görevlileri için de geçerlidir. İçlerinden bir kısmı iş birliğine yaklaşmayan ve kaba davranan bir turistle uğraşmak zorunda kalmış, yaşadığı bu tecrübeyi de meslektaşlarına uzun uzun anlatmıştır.

Yaşanmış gerçek tecrübelerden daha fazla, efsaneleşmiş ve gerçekleşmemiş onlarca düzmece hikayeler topluma yayılır. Daha da kötüsü, ne kadar çok yayılırsa o kadar çevresel konfürmasyonla karşılaşırız. Çevresel konfürmasyon kişinin zihnini zehirleyebileceği gibi, gerçekliği görmemizi de engeller.

Yaşadığımız tecrübeler zihnimizde dinlenmeden, subjektif bir anlatımla çevremize yaydığımızda aslında farkına varmadan gelecekte çok büyük tahribatlar yaratacak bir sürecin fitilini ateşleyebiliyoruz. İnsan, doğası gereği yaşadığı şeylerin duygu derecesini abartmayı sever.

Geçmişe dönüp bir takım düşünceleri silebilmemizde bize yardımcı olabilecek ne Dr. Brown kadar zeki bir profesöre ne de onun yaptığı muhteşem arabaya sahibiz; bugün ki düşüncelerimiz bir toplumun geleceği olabilir.

Share

Leave a Comment